Sosyal Medyada Kişilik Hakları İhlali: Tazminat Davası ve Korunma Yolları
SOSYAL MEDYADA KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİ VE KORUNMA YOLLARI
I. KİŞİLİK HAKKI KAVRAMI VE KAPSAMI
A. Genel Olarak Kişilik Hakkı
Kişilik hakkı, kişinin kişi olması dolayısıyla ayrılmaz bir biçimde sahip olduğu, hukuk düzenince korunan maddi ve manevi kişisel değerler üzerindeki mutlak bir haktır 1. Bu hak, kişinin kendi hür ve bağımsız varlık bütünlüğünü sağlar ve doğumu ile kazanılır 2. Kişilik hakkının konusu olan kişisel değerler, kişinin bedensel varlığında temellenen değerler (hayat, vücut bütünlüğü, bedensel ve ruhsal sağlık) ile toplum içindeki yerine ve etkinliğine ilişkin dış değerler (şeref, haysiyet, saygınlık, onur, ad, özel hayat alanı, resim, ses, mesleki itibar) olarak ikiye ayrılır 1, 3, 4. Yargıtay, kişilik haklarının kapsam ve çerçevesinin, yerleşik değer yargılarına ve yaşam deneyimine bağlı olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etmektedir 4.
Kişilik hakkı, mutlak bir hak olması sebebiyle herkese karşı ileri sürülebilir ve herkes bu hakka saygı göstermekle yükümlüdür 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 23. maddesi uyarınca, kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen dahi olsa vazgeçemeyeceği gibi, özgürlüklerinden de vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz TMK m. 23, 5.
B. Tüzel Kişilerin Kişilik Hakkı
Hukuk düzeni, gerçek kişiler gibi tüzel kişileri de birer hak süjesi olarak tanımıştır. TMK'nın 48. maddesi uyarınca tüzel kişiler, "cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler" TMK m. 48, 1. Bu kural gereği tüzel kişiler de kişilik hakkına sahip olabilir ve bu hakka tanınan korumadan yararlanabilirler 1.
Tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, ticari şeref ve haysiyeti, ekonomik itibarı onun kişisel değerleri içinde yer alır ve kişilik hakkı korumasından faydalanır 1, 6. Örneğin, bir şirketin ödeme gücüne ilişkin değerlendirmeler, o tüzel kişinin toplumsal şeref ve haysiyeti ile yakından ilgilidir ve bu değeri azaltan veya ortadan kaldıran açıklamalar şeref ve haysiyete tecavüz niteliği taşıyabilir 1. Doktrin ve Yargıtay tarafından benimsenen yaygın görüş, tüzel kişilerin de kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle manevi zarara uğrayabileceği ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği yönündedir 1.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2014/213, K. 2016/70): "Tüzel kişilerin manevi tazminat talep edip edemeyeceği tartışmalı olmakla birlikte hukuk düzeninin tüzel kişileri hukuk sujesi olarak tanıdığına ve onlara ad, şeref ve itibar gibi kişisel varlıklar bahşedilmiş olduğuna göre, kişisel varlıklara yapılan saldırı nedeniyle elem ve ızdırap duymayacaklarından söz edilerek tüzel kişilerin manevî tazminat adı ile bir paranın ödetilmesi davası açamayacaklarını kabul etmek yasa koyucunun amacına aykırı düşecektir. Gerek Medenî Kanun ve gerekse Borçlar Kanunu yalnız gerçek kişilerin değil, aynı zamanda tüzel kişilerin de kişisel haklarını korumaktadır."
II. SOSYAL MEDYA YOLUYLA KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI
A. Sosyal Medyanın Kişilik Hakkı İhlallerindeki Rolü
Sosyal medya, günümüzde kişilik hakkı ihlallerinde bir araç veya vasıta rolü oynamaktadır 7. Sosyal medya platformlarının teknik yapısı, kullanıcıların kimliklerini kolayca saklayabilmesi, coğrafi sınırların bulunmaması ve saldırıların anında geniş kitlelere ulaşması gibi sebepler, kişilik hakkı ihlallerinin artmasında önemli bir rol oynamaktadır 8, 9. Doktrinde, sosyal medyanın sahte isimlerle hukuka aykırı içerikleri geniş kitlelere ulaştıran, şahsi hesaplaşma aracı olarak kullanılan bir ortam haline geldiği belirtilmektedir 9.
B. Sık Karşılaşılan İhlal Türleri
Sosyal medya platformlarında en sık karşılaşılan kişilik hakkı ihlali türleri; hakaret, tehdit, iftira, özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi ve kişinin resmi üzerindeki hakkına saldırıdır 10, 11. Özellikle başkasına ait hakaret niteliğindeki içeriklerin "retweet" veya "paylaş" gibi uygulamalarla yayılması suretiyle de kişilik hakkı ihlali gerçekleşebilir. Bu durumda, sunuş biçiminden içeriğin benimsendiği ve ulaşılmasının amaçlandığı açıkça belli ise, başkasına ait içerik nedeniyle de sorumluluk gündeme gelecektir 12. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarına ait görüntüleri sosyal medyada paylaşmaları da çocuğun şeref ve haysiyeti, özel hayatı ve kendi resmi üzerindeki hakkı gibi kişisel değerlerini ihlal edebilir ve hukuki sorumluluk doğurabilir 13.
C. İfade ve Basın Özgürlüğü ile Kişilik Hakkının Korunması Arasındaki Denge
1. Genel İlkeler ve Uluslararası Metinler
Sosyal medya paylaşımları, Anayasa'nın 26. maddesi ile güvence altına alınan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Ancak bu özgürlük, tüm özgürlükler gibi sınırsız değildir ve Anayasa'nın 17. maddesinde korunan kişinin manevi varlığı, şeref ve itibarı ile çatıştığında bir dengeleme yapılması zorunludur 14, 15.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesi ifade özgürlüğünü güvence altına alırken, 2. fıkrasında bu özgürlüğün "başkalarının şöhret ve haklarının korunması" amacıyla sınırlandırılabileceğini belirtmektedir AİHS m. 10, 16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru sayılabilmesi için; yasayla öngörülmüş olması, meşru bir amaç izlemesi ve demokratik bir toplumda gerekli olması (orantılılık) kriterlerini taşıması gerekir 16. AİHM, ifade özgürlüğünün sadece lehte veya zararsız görülen bilgi ve düşünceler için değil, aynı zamanda devleti veya halkın bir bölümünü "rahatsız eden, şok eden veya endişelendiren" ifadeler için de geçerli olduğunu vurgulamaktadır 15.
2. Yargıtay'ın Dengeleme Kriterleri
Yargıtay, basın ve ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi kurarken AİHM içtihatlarına paralel olarak bir dizi kriter geliştirmiştir. Bir yayının hukuka uygun kabul edilebilmesi için şu unsurların bir arada bulunması aranmaktadır:
* Gerçeklik: Haber veya paylaşımın gerçeğe uygun olması gerekir. Gerçek dışı haber daima hukuka aykırıdır 17. Ancak basının maddi gerçeği araştırma ve kanıtlama yükümlülüğü bulunmayıp, haberin "görünür gerçeğe" uygun olması yeterli kabul edilmektedir 17, 18.
* Kamu Yararı ve Toplumsal İlgi: Yayının yapılmasında kamusal bir yarar veya toplumsal bir ilgi bulunmalıdır 17.
* Güncellik: Haberin veya paylaşımın güncel bir olaya ilişkin olması gerekir 17.
* Öz ile Biçim Arasında Denge: Haberin veriliş tarzında, kullanılan ifadelerde küçültücü, onur kırıcı veya hakaret niteliğinde bir üslup kullanılmamalı, öz ile biçim arasındaki denge korunmalıdır 17, 15.
Bu koşulların varlığı halinde, kişilik haklarına bir saldırı söz konusu olsa dahi hukuka aykırılık unsuru ortadan kalkacağından tazminat sorumluluğu doğmayacaktır 17.
3. Eleştiri Sınırları ve Değer Yargıları
İfade özgürlüğü, büyük ölçüde eleştiri özgürlüğünü güvence altına almayı hedefler. Bu nedenle, düşüncelerin açıklanması sırasında kullanılan ifadelerin sert olması doğal karşılanmalıdır 19. Özellikle siyasetçiler, kamu görevlileri ve toplumda tanınan kişiler, kendilerine yönelik sert ve ağır eleştirilere sıradan vatandaşlara göre daha fazla katlanmak zorundadır 19, 15.
Yargı kararlarında, "olgusal iddialar" ile "değer yargıları" arasında bir ayrım yapılmaktadır. Olgusal iddiaların doğruluğu ispatlanabilirken, değer yargıları kişilerin görüş ve yorumlarından ibaret olup kanıtlanmaya elverişli değildir ve bu nedenle kural olarak kişilik haklarına saldırı oluşturmazlar 20, 21. Ancak, hiçbir olgusal temele dayanmayan veya tamamen keyfi değer yargıları, eleştiri sınırlarını aşarak hakaret teşkil edebilir 22. Yargıtay, kullanılan ifadelerin bir bütün olarak "kaba, nezaket dışı, rahatsız edici söz ve ağır eleştiri" olarak kabulünün mümkün olmadığı hallerde, eleştiri sınırlarının aşıldığını ve kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğini kabul etmektedir 23.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2018/595, K. 2018/1885): "İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birisi olup, toplumsal ilerlemenin ve her bireyin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın 'demokratik toplum' olmaz."
III. KİŞİLİK HAKLARININ KORUNMASI İÇİN BAŞVURULABİLECEK HUKUKİ YOLLAR
Sosyal medya yoluyla kişilik hakları ihlal edilen kişi, hem genel hükümlere göre hukuk davaları açabilir hem de 5651 sayılı Kanun'da öngörülen özel başvuru yollarını kullanabilir.
A. Hukuk Davaları
TMK'nın 24. ve 25. maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesi, kişilik haklarının korunmasına ilişkin temel düzenlemelerdir. Bu kapsamda, koruyucu davalar ve tazminat davaları açılabilir 11.
1. Koruyucu Davalar
Bu davalar, başlamış veya devam eden bir saldırıyı sona erdirmeye ya da henüz başlamamış ancak başlama tehlikesi bulunan bir saldırıyı önlemeye yöneliktir. TMK m. 25 uyarınca açılabilecek koruyucu davalar şunlardır:
* Saldırının Durdurulması Davası: Mevcut ve devam eden bir saldırıya son verilmesi talep edilir.
* Saldırı Tehlikesinin Önlenmesi Davası: Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme tehlikesi bulunan bir saldırının önlenmesi istenir.
* Saldırının Hukuka Aykırılığının Tespiti Davası: Sona ermiş olmasına rağmen etkisi devam eden bir saldırının hukuka aykırılığının tespiti talep edilir TMK m. 25, 24.
2. Tazminat Davaları
Tazminat davaları, sona ermiş bir saldırının mağdur üzerinde bıraktığı maddi ve manevi zararların giderilmesini amaçlar 24.
- a. Maddi Tazminat
Kişilik hakkına saldırı niteliğindeki bir eylem nedeniyle malvarlığında bir azalma (fiili zarar) veya kazanç kaybı (yoksun kalınan kâr) meydana gelen kişi, bu zararının giderilmesini maddi tazminat davası ile talep edebilir TMK m. 25/3, 25. Maddi tazminat davasının açılabilmesi için; hukuka aykırı bir saldırı, failin kusuru, maddi bir zararın doğması ve eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir 25. Örneğin, sosyal medyadaki bir paylaşım nedeniyle işini kaybeden veya ticari itibarı zedelenerek müşteri kaybına uğrayan bir kişi, uğradığı maddi zararın tazminini isteyebilir 26.
b. Manevi Tazminat
i. Manevi Zarar Kavramı ve Koşulları
TBK'nın 58. maddesi uyarınca, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir TBK m. 58. Yargıtay içtihatlarında manevi zarar, "kişilik değerlerinde oluşan objektif bir eksilme" olarak tanımlanmaktadır. Duyulan acı, elem ve ızdırap ise manevi zararın kendisi değil, onun bir görüntüsü olarak kabul edilir 3, 16. Bu objektif tanım, acı ve elem duyması beklenmeyen tüzel kişilerin veya acısını belli etmeyen kişilerin de manevi tazminat talep edebilmesine olanak tanır 3, 1.
Her hukuka aykırı eylem manevi tazminatı gerektirmez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, eylemin kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine bir saldırı oluşturması ve iç huzurunu bozacak nitelikte olması gerekir 3. Bu nedenle, salt malvarlığına yönelik zararlar (eşya zararı gibi) kural olarak manevi tazminat talebine dayanak oluşturmaz 27, 28.
- ii. Manevi Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır 29. Hâkim, TMK m. 4 uyarınca hakkaniyete uygun bir miktar belirlerken; saldırı teşkil eden eylemin ve olayın özelliğini, tarafların kusur oranını, sıfatlarını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını dikkate almalıdır 30, 31. Takdir edilecek miktar, bir zenginleşme aracı olmamalı, ancak zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı sağlayacak, bir tatmin duygusu yaratacak ölçüde olmalıdır 32, 31. Yargıtay, belirlenen miktarın hem mağduru tatmin edici hem de fail için caydırıcı olması gerektiğini belirtmektedir 33.
- c. Diğer Giderim Biçimleri
TBK m. 58/2 uyarınca hâkim, manevi tazminatın para olarak ödenmesi yerine veya buna ek olarak başka bir giderim biçimi de kararlaştırabilir. Özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir TBK m. 58. Bu yöntemler sınırlı sayıda olmayıp, hâkimin takdirine göre özür beyanı veya isnadın geri alınması gibi başka giderim biçimleri de benimsenebilir 34.
B. 5651 Sayılı Kanun Kapsamında Başvuru Yolları
5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun", internet yoluyla kişilik hakları ihlal edilen kişilere özel ve hızlı başvuru yolları sunmaktadır.
1. İçeriğin Çıkarılması ve/veya Erişimin Engellenmesi (Madde 9)
Kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler, 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca iki yola başvurabilir:
* Uyarı Yöntemi: Öncelikle içerik sağlayıcısına, ona ulaşılamaması hâlinde ise yer sağlayıcısına başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını talep edebilirler. Bu talebin en geç 24 saat içinde cevaplandırılması gerekir 5651 s. Kanun m. 9/2, 35.
* Doğrudan Sulh Ceza Hâkimliğine Başvuru: Kişiler, uyarı yöntemini kullanmaksızın doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğin çıkarılmasını ve/veya içeriğe erişimin engellenmesini talep edebilirler 5651 s. Kanun m. 9/1, 36.
Sulh ceza hâkimi, bu talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar 5651 s. Kanun m. 9/6. Hâkim, kural olarak yalnızca kişilik hakkı ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım veya bölümle (URL bazında) ilgili olarak içeriğe erişimin engellenmesi kararı verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinin tümüne yönelik erişim engelleme kararı verilemez 5651 s. Kanun m. 9/4, 35. Anayasa Mahkemesi, bu usulün ancak kişilik haklarının "apaçık bir şekilde ihlal edildiğinin daha ilk bakışta anlaşıldığı" durumlarda işletilmesi gerektiğini belirtmiştir 37.
2. Özel Hayatın Gizliliği Nedeniyle Erişimin Engellenmesi (Madde 9/A)
Özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, 5651 sayılı Kanun'un 9/A maddesi uyarınca doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilirler 5651 s. Kanun m. 9/A-1, 38. BTK, bu talebi derhal Erişim Sağlayıcıları Birliği'ne (ESB) bildirir ve erişim sağlayıcılar tarafından en geç dört saat içinde tedbir uygulanır. Başvuru sahibi, BTK'ya başvurduğu andan itibaren 24 saat içinde sulh ceza hâkimine başvurarak kararın onaylanmasını istemelidir. Aksi takdirde tedbir kendiliğinden kalkar 5651 s. Kanun m. 9/A-5, 39.
3. Sorumluluk Rejimi
5651 sayılı Kanun, internet aktörlerini "içerik sağlayıcı", "yer sağlayıcı" ve "erişim sağlayıcı" olarak tanımlayarak farklı sorumluluk rejimleri öngörmüştür.
* İçerik Sağlayıcı: İnternet ortamına sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren kişidir ve kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur 5651 s. Kanun m. 4/1.
* Yer Sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten kişidir (örneğin, hosting firmaları, sosyal medya platformları). Yer sağlayıcı, yer sağladığı içeriği kontrol etmekle veya hukuka aykırı bir faaliyet olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir 5651 s. Kanun m. 5/1, 40. Sorumluluğu, hukuka aykırı içerikten haberdar edilmesi (uyarılması) halinde içeriği yayından çıkarmaması durumunda doğar ("uyar-kaldır" prensibi) 5651 s. Kanun m. 5/2, 41.
* Erişim Sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan kişidir (örneğin, internet servis sağlayıcıları). Erişim sağlayıcılar, mahkeme veya BTK tarafından verilen erişimin engellenmesi kararlarını yerine getirmekle yükümlüdür 5651 s. Kanun m. 6/1-a, 42.
IV. YARGILAMA USULÜ VE İSPAT
A. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kişilik haklarının ihlali nedeniyle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme, genel kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi olabileceği gibi, TMK'nın 25. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının kendi yerleşim yeri mahkemesi de olabilir 1. Ayrıca, kişilik haklarına saldırı bir haksız fiil teşkil ettiğinden, HMK m. 16 uyarınca haksız fiilin işlendiği yer mahkemesinde de dava açılabilir. Yargıtay, internet üzerinden yapılan yayınlarda haksız fiilin, yayına Türkiye'nin her yerinden erişilebildiği için, davacının bulunduğu yer de dahil olmak üzere erişimin mümkün olduğu her yerde işlenmiş sayılacağını kabul etmektedir 1.
5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi kapsamındaki erişimin engellenmesi talepleri için görevli yargı mercii Sulh Ceza Hâkimliğidir 5651 s. Kanun m. 9/1. Yetki konusunda ise kanunda açık bir düzenleme olmamakla birlikte, Yargıtay, talebin mahiyeti ve ivediliği göz önüne alındığında, talep sahibinin istemde bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu kabul etmektedir 43.
B. İspat Yükü ve Deliller
1. Genel İspat Kuralı
TMK m. 6 ve HMK m. 190 uyarınca, kural olarak ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir 44. Buna göre, kişilik hakkının ihlal edildiğini, bu ihlalden dolayı zarara uğradığını ve ihlal ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat yükü davacıya aittir 45.
2. Sosyal Medya İçeriklerinin Delil Niteliği ve Hukuka Uygunluk
Sosyal medya paylaşımları (mesajlar, yorumlar, ekran görüntüleri) boşanma davaları gibi birçok davada delil olarak kullanılabilmektedir 46. Ancak HMK m. 189/2 uyarınca, "hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz" 47. Yargıtay, bir kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın sosyal medya hesabına girilerek elde edilen veya sahte profil oluşturularak elde edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna ve hükme esas alınamayacağına karar vermiştir 47, 48. Elektronik ortamdaki verilerin delil olarak kabul edilebilmesi için genellikle diğer delillerle desteklenmesi aranmaktadır 49.
3. Failin Tespiti Sorunu
Sosyal medyada sahte veya anonim hesaplar kullanılması, ihlali gerçekleştiren failin tespitini zorlaştırmaktadır 6. Failin tespiti için genellikle IP adresi araştırması yoluna gidilmektedir. Ancak Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarının merkezlerinin ABD'de olması ve bu ülke makamlarının hakaret gibi suçlarda istinabe taleplerine genellikle yanıt vermemesi, soruşturmaları sonuçsuz bırakabilmektedir 50. Buna rağmen Yargıtay, Cumhuriyet Savcılıklarının bu gerekçeyle doğrudan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremeyeceğini, öncelikle açık kaynak araştırması gibi mevcut tüm soruşturma işlemlerini yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır 51, 52. Ayrıca, ABD mevzuatına göre trafik bilgilerinin genellikle 90 gün süreyle saklanması, bu sürenin geçmesinden sonra IP tespiti yapılmasını teknik olarak imkânsız kılabilmektedir 53.
4. Matufiyet Şartı
Bir yayının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinin kabulü için, o yayının kime yönelik olduğunun tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşılabilir olması gerekir. Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen bu koşula "matufiyet şartı" denir 54. Matufiyetin varlığı için kişinin adının açıkça belirtilmesi zorunlu değildir; kişinin konumu, sıfatı veya yayının içeriğinden kimin kastedildiğinin anlaşılması yeterlidir 55. Eğer ortalama bir okuyucu veya izleyici, ifadenin kime yöneldiğini anlayamıyorsa matufiyet şartı gerçekleşmemiş sayılır ve tazminat talebi reddedilir 56, 57.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (E. 2017/3236, K. 2018/2317): "Matufiyet yargısal kararlarda, yayın ile şeref ve haysiyetine veya özel yaşamına dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia eden yönünden varlığı aranan önemli bir koşul olarak tarif edilmiş, matufiyetin varlığını kabul için o yayında veya konuşmada, ya kişinin adından açıkça söz edilmesi ya da konumunun, sıfatının gösterilmesi veya bunlardan söz edilmese dahi yayın içeriğinden bu kişinin amaçlandığı, sözlerin ona yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartları aranmıştır."
C. Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Davasına Etkisi
TBK'nın 74. maddesi uyarınca, ceza mahkemesinin maddi olguların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyet kararı, hukuk hâkimini bağlar. Dolayısıyla, bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verilmişse, hukuk hâkimi bu eylemin gerçekleştiğini kabul etmek zorundadır 58, 59. Ancak, ceza mahkemesinin beraat kararı, hukuk hâkimini bağlamaz; hukuk hâkimi, ceza yargılamasından bağımsız olarak delilleri yeniden değerlendirerek haksız fiilin varlığına karar verebilir TBK m. 74, 59.
D. Zamanaşımı
1. Genel Haksız Fiil Zamanaşımı
Kişilik haklarına saldırı, haksız fiil niteliğinde olduğundan, bu fiilden doğan tazminat davaları TBK m. 72'de düzenlenen zamanaşımı sürelerine tabidir. Buna göre tazminat istemi;
* Zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl,
* Her hâlde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar TBK m. 72, 60.
Eğer haksız fiil aynı zamanda ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturuyorsa, tazminat davası için de bu daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanır (uzamış zamanaşımı) TBK m. 72, 61.
2. Zamanaşımının Başlangıcı
Zamanaşımının başlangıcı için "öğrenme" tarihi esastır. Zararın öğrenilmesi, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya elverişli bütün şartların öğrenilmiş olması anlamına gelir 62.
Sosyal medyada kişilik hakkı ihlali, hukuka aykırı içeriğin erişilebilir olduğu sürece devam eden (mütemadi) bir nitelik taşıyabilir. Doktrinde, sosyal medyada paylaşılan içerik silinmedikçe ihlalin devam ettiği ve bu durumun "zincirleme suç" (TCK m. 43) kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmektedir 11. Fikri hakların ihlaline ilişkin Yargıtay kararlarında, zamanaşımının başlangıcının çoğaltma eyleminin yapıldığı tarih değil, eserin yayımlandığı ve zararın doğduğu tarih olduğu kabul edilmektedir 63. Bu ilkenin kıyasen uygulanmasıyla, sosyal medyadaki sürekli ihlallerde zamanaşımının, hukuka aykırı içeriğin kaldırıldığı veya erişimin engellendiği, yani ihlalin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı savunulabilir. Rekabet ihlali gibi devam eden eylemlerde de zamanaşımının ihlalin sona erdiği tarihte başlayacağı kabul edilmektedir 64.
Kaynakça
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2014/213, K. 2016/70
- GÖNÜL AKYASAN BİRSEN, 'Sosyal medyada paylaşılan içerik nedeniyle kişilik hakkı ihlalleri', 2019, s. 13
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/7794, K. 2018/4777
- PELIN ÇAVDAR, 'Hekimlerin Hastalarına İlişkin Sosyal Medya Paylaşımlarından Doğan Sorumluluğu', 2024, s. 12
- GÖNÜL AKYASAN BİRSEN, 'Sosyal medyada paylaşılan içerik nedeniyle kişilik hakkı ihlalleri', 2019, s. 14
- MINE KAYA, 'SOSYAL MEDYA VE SOSYAL MEDYADA ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİ', 2015, s. 17
- ELMADDİN KHALILZADE, 'Türk ve Azerbaycan hukukunda sosyal medya yoluyla kişilik hakkının ihlali ve sonuçları', 2019, s. 150
- MİNE KAYA, 'Elektronik ortamda kişilik hakkı ihlalleri ve korunması', 2015, s. 2
- MERVE AYSEGUL KULULAR IBRAHIM, 'SOSYAL MEDYA’YA YÖNELİK YENİ DÜZENLEMELERİN HUKUKEN DEĞERLENDİRİLMESİ', 2022, s. 5
- MINE KAYA, 'SOSYAL MEDYA VE SOSYAL MEDYADA ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİ', 2015, s. 15
- ELMADDİN KHALILZADE, 'Türk ve Azerbaycan hukukunda sosyal medya yoluyla kişilik hakkının ihlali ve sonuçları', 2019, s. 151
- MINE KAYA, 'SOSYAL MEDYA VE SOSYAL MEDYADA ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİ', 2015, s. 16
- MURAT AKDI, 'ANA-BABANIN ÇOCUĞUN FOTOĞRAF VE GÖRÜNTÜLERİNİN SOSYAL MEDYADA YAYINLAMASINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU', 2016, s. 7
- AYM, ZEYNEP DİLEK HATTATOĞLU (2) Başvurusu
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2018/595, K. 2018/1885
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1760, K. 2015/1054
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1364, K. 2018/1188
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/9404, K. 2018/6242
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2021/25757, K. 2022/1703
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/11273, K. 2018/7344
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2021/25766, K. 2022/1705
- AYM, ALİ ÖZKEN Başvurusu
- GÖNÜL AKYASAN BİRSEN, 'Sosyal medyada paylaşılan içerik nedeniyle kişilik hakkı ihlalleri', 2019, s. 74
- SERDAR PINARBAŞI, 'Türk hukukunda kişilik hakkının korunması', 2021, s. 88
- SERDAR PINARBAŞI, 'Türk hukukunda kişilik hakkının korunması', 2021, s. 89
- SERDAR PINARBAŞI, 'Türk hukukunda kişilik hakkının korunması', 2021, s. 90
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2015/9342, K. 2016/10370
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/7069, K. 2018/5984
- KÜBRA DEMIR, 'Manevi Tazminatın Belirlenmesine Genel Bir Bakış', 2020, s. 17
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1421, K. 2018/78
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2013/12758, K. 2014/6821
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2016/9116, K. 2017/17111
- KÜBRA DEMIR, 'Manevi Tazminatın Belirlenmesine Genel Bir Bakış', 2020, s. 3
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2018/952, K. 2020/1756
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi E. 2016/14037, K. 2019/4818
- İSMAIL DEMEZ, 'KİŞİLİK HAKLARININ İHLALİ NEDENİYLE İNTERNET SİTELERİNE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ VE/VEYA İÇERİĞİN YAYINDAN ÇIKARILMASINDA GÖREV VE YETKİ SORUNU', 2021, s. 6
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi E. 2020/6817, K. 2021/1704
- MUSTAFA EKEN, 'ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ DURUMLARDA İÇERİĞE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ', 2023, s. 23
- MUSTAFA EKEN, 'ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ HAKKININ İHLAL EDİLDİĞİ DURUMLARDA İÇERİĞE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ', 2023, s. 28
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2020/19282, K. 2020/21719
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2014/13384, K. 2014/19869
- YUSUF BAŞLAR, 'İNTERNET SÜJELERİ VE CEZAİ SORUMLULUKLARI', 2022, s. 22
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi E. 2019/1252, K. 2019/1756
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/502, K. 2021/1024
- SERDAR PINARBAŞI, 'Türk hukukunda kişilik hakkının korunması', 2021, s. 91
- ASLIHAN AKSAKAL, 'Boşanma davalarında delillerin toplanması ve incelenmesi', 2021, s. 183
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E. 2016/14742, K. 2017/2577
- ASLIHAN AKSAKAL, 'Boşanma davalarında delillerin toplanması ve incelenmesi', 2021, s. 184
- ASLIHAN AKSAKAL, 'Boşanma davalarında delillerin toplanması ve incelenmesi', 2021, s. 178
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2019/7465, K. 2019/12402
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi E. 2019/20106, K. 2020/5851
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2022/2949, K. 2022/9315
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2013/13016, K. 2014/7165
- GÖNÜL AKYASAN BİRSEN, 'Sosyal medyada paylaşılan içerik nedeniyle kişilik hakkı ihlalleri', 2019, s. 75
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2017/3236, K. 2018/2317
- GÖNÜL AKYASAN BİRSEN, 'Sosyal medyada paylaşılan içerik nedeniyle kişilik hakkı ihlalleri', 2019, s. 76
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2020/25973, K. 2020/18538
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2017/445, K. 2019/4111
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2017/907, K. 2019/6261
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2019/3082, K. 2022/7649
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2016/12677, K. 2018/7896
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2019/1238, K. 2022/7546
- MERYEM IŞIL ERDEM BARIŞ, 'Sosyal medyadaki ihlallere karşı fikri hakların korunması', 2023, s. 142
- GÖKMEN GÜNDOĞDU, 'GÜNCEL YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA REKABET İHLALİNDEN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARINDA ZAMANAŞIMI SORUNU', 2024, s. 28